Şehrin Hüznü
Öncelikle böyle bir sitedeki ilk yazım münasebetiyle herkesi selamlıyorum. Futbolseverlerle yani futbolu sevenlerle böyle bir ortamda bilgi paylaşmak beni çok mutlu edecektir. Zaman zaman değişik konulardaki naçizane fikirlerimi burada yazıya dökülmüş bir şekilde bulacaksınız.
Bu ilk yazımda bu yılın en çok beklenen maçlarından birisi olan Beşiktaş-Bursaspor maçından bahsedeceğim.
Belki şaşırdınız; derbi maçı değil veya ilk defa oynanan bir maç da değil. Sebep bundan 3 sezon öncesine dayanıyor. Ligin son haftaları yaklaşıyor ve Bursaspor olanca gücüyle maçlarını kazanmaya çalışıyordu kümede kalma adına. Ancak bir yandan da rakiplerinin puan kaybını bekliyordu. Ve işte Beşiktaş son 2 haftada o rakiplerden ikisi ile maçı vardı ve ikisine de yenilmişti ve bu Bursaspor'u 40 yıldan sonra kümeden düşmesinde çok etkili olmuştu. İşte 15 Mayıs 2004'den beri Bursaspor taraftarının beklediği maçtı. Ortam gergindi ve kulüpler bu ortamda deplasmana seyircisine yer ayırmama kararı almışlardı.
Takımlar sahaya çıkarken ilginç enstantaneler olmuştu. Sinan Kaloğlu ve Pancu daha önce Beşiktaş forması giymiş (Hatta bahsedilen dönemde oynuyorlardı siyah-beyazlı kulüpte) Bu oyuncular karşılığında Beşiktaş'a transfer olan Serdar Kurtuluş da ilk 11'de idi. Serdar'ın kardeşi Serkan da bu sene ilk defa sahaya sürülüyordu Teknik Direktör Engin İpekoğlu tarafından. Tabi ki Engin hoca da bir dönem oynadığı takımına karşı teknik direktörlük yapıyordu.
Bu ortam içinde maç başladı. Sahaya çıkarken Bursaspor bu sezon ilk defa 3 stoperini (Ömer Erdoğan, Egemen, İsmail Güldüren) ilk 11'de bir arada kullanıyordu. Burada Egemen'i özellikle Delgado'ya yakın oynatarak Beşiktaş'ın etkinliğini en aza indirmeyi hedeflemişti. Bunun yanında Pancu geçen hafta kulübe de çıkardığı huzursuzluğun ardından sahadaydı.
Maçın başında Beşiktaş'ın hücum organizasyonlarını ilk toplara basarak bertaraf eden Bursaspor orta sahada Sumulikoski'nin organizatörlüğünde dengeli pas yaparak topu ayağında tutmaya çalışıyordu. Beklerini çok fazla hücuma çıkarmayan Bursaspor zaman zaman Fresineanu ile etkili oluyordu hücumda. Ama hücum hattının etkinliği konusunda Sinan Kaloğlu en önemli isimdi. Hızlı olmasının yanında özellikle atılan uzun toplarda rakibinin önünde topa sahip olarak hücum için önemli fırsatlar sağladı takımı adına. Devre sonunda gelen Bursaspor'un golü bir anda İnönü'yü sessizleştirirken bir yandan da "Su Şehri"ne büyük bir sevinç getiriyordu.
2. yarıya ise Beşiktaş Ronaldinho'nun yedeği Ricardinho ile başlıyor ve devre başında 2 gol buluyordu. Bu, bir çok şeyi motivasyonla yapan milletimizi de düşünürsek Bursaspor'u durdurdu ama Beşiktaş'ı ise bir anda canlandırmıştı. Bir süre sonra şokun etkisi geçmiş, yeşilliler de karalarla korakor mücadeleye girişmişti. Bu Türkiye'de temponun arttığı bir sezondaki bir kaç maçtan biriydi. Sonlara doğru Brezilyalı "yedek" ara pası ile (basit ama çoğu futbolcunun düşünemediği ve veremediği pası) skoru belirlemişti. 3-1.
Maçın ardından Uludağ'ın eteklerinde hüzün hakimdi. Bir sonraki maça kalmıştı umutlar. Belki de Bursaspor da Beşiktaş'ı ligin sonunda şampiyonluk isterken yenecek kimbilir.
Bu ilk yazımda bu yılın en çok beklenen maçlarından birisi olan Beşiktaş-Bursaspor maçından bahsedeceğim.
Belki şaşırdınız; derbi maçı değil veya ilk defa oynanan bir maç da değil. Sebep bundan 3 sezon öncesine dayanıyor. Ligin son haftaları yaklaşıyor ve Bursaspor olanca gücüyle maçlarını kazanmaya çalışıyordu kümede kalma adına. Ancak bir yandan da rakiplerinin puan kaybını bekliyordu. Ve işte Beşiktaş son 2 haftada o rakiplerden ikisi ile maçı vardı ve ikisine de yenilmişti ve bu Bursaspor'u 40 yıldan sonra kümeden düşmesinde çok etkili olmuştu. İşte 15 Mayıs 2004'den beri Bursaspor taraftarının beklediği maçtı. Ortam gergindi ve kulüpler bu ortamda deplasmana seyircisine yer ayırmama kararı almışlardı.
Takımlar sahaya çıkarken ilginç enstantaneler olmuştu. Sinan Kaloğlu ve Pancu daha önce Beşiktaş forması giymiş (Hatta bahsedilen dönemde oynuyorlardı siyah-beyazlı kulüpte) Bu oyuncular karşılığında Beşiktaş'a transfer olan Serdar Kurtuluş da ilk 11'de idi. Serdar'ın kardeşi Serkan da bu sene ilk defa sahaya sürülüyordu Teknik Direktör Engin İpekoğlu tarafından. Tabi ki Engin hoca da bir dönem oynadığı takımına karşı teknik direktörlük yapıyordu.
Bu ortam içinde maç başladı. Sahaya çıkarken Bursaspor bu sezon ilk defa 3 stoperini (Ömer Erdoğan, Egemen, İsmail Güldüren) ilk 11'de bir arada kullanıyordu. Burada Egemen'i özellikle Delgado'ya yakın oynatarak Beşiktaş'ın etkinliğini en aza indirmeyi hedeflemişti. Bunun yanında Pancu geçen hafta kulübe de çıkardığı huzursuzluğun ardından sahadaydı.
Maçın başında Beşiktaş'ın hücum organizasyonlarını ilk toplara basarak bertaraf eden Bursaspor orta sahada Sumulikoski'nin organizatörlüğünde dengeli pas yaparak topu ayağında tutmaya çalışıyordu. Beklerini çok fazla hücuma çıkarmayan Bursaspor zaman zaman Fresineanu ile etkili oluyordu hücumda. Ama hücum hattının etkinliği konusunda Sinan Kaloğlu en önemli isimdi. Hızlı olmasının yanında özellikle atılan uzun toplarda rakibinin önünde topa sahip olarak hücum için önemli fırsatlar sağladı takımı adına. Devre sonunda gelen Bursaspor'un golü bir anda İnönü'yü sessizleştirirken bir yandan da "Su Şehri"ne büyük bir sevinç getiriyordu.
2. yarıya ise Beşiktaş Ronaldinho'nun yedeği Ricardinho ile başlıyor ve devre başında 2 gol buluyordu. Bu, bir çok şeyi motivasyonla yapan milletimizi de düşünürsek Bursaspor'u durdurdu ama Beşiktaş'ı ise bir anda canlandırmıştı. Bir süre sonra şokun etkisi geçmiş, yeşilliler de karalarla korakor mücadeleye girişmişti. Bu Türkiye'de temponun arttığı bir sezondaki bir kaç maçtan biriydi. Sonlara doğru Brezilyalı "yedek" ara pası ile (basit ama çoğu futbolcunun düşünemediği ve veremediği pası) skoru belirlemişti. 3-1.
Maçın ardından Uludağ'ın eteklerinde hüzün hakimdi. Bir sonraki maça kalmıştı umutlar. Belki de Bursaspor da Beşiktaş'ı ligin sonunda şampiyonluk isterken yenecek kimbilir.
Etiketler: Mücahit SARNIK'ın Köşesi

Etkileyici bir yazı olmuş..
Yazar:
YorumCHU |
00:06